9 Şubat 2013 Cumartesi

-













Ankara Acıları

hüznümün dudağıdır gökte acan karanfil
talih, bir cellat gibi vurdu yüreğimizi
ateşler ülkesinde o ve ben, iki ahkum
kah bir sevda çölünde parlayan ay ışığı
kah ruya bahçesinin zehirli sarmaşığı
uzaklardan bir rüzgar esiyor efil efil
sessizlik, acze duşen bir hayal kadar sefil
şimdi gül, ey korkular şehrinin yelpazesi
hasretin o en uzun, acının en tazesi
neden hala tütüyor burnumda karanlıgın
ruhum neden yıllardır kahrının pervanesi
bu esrar senin midir,yoksa gemilerin mi
hemen hergün bir yıldız kayıyor gözlerinden
gözlerin kan ağlayan deniz kadar derin mi
yoksa habersiz misin ruhumun kederinden
ah, bagrımda pütürlü bir bıçak kadar keskin
tabutumu bekliyor ankara acıları
bu ne bir aşk masalı, nede heyula ve kin
dumanlı bir çöküşün en kara acıları

7 Şubat 2013 Perşembe

kalçamda bir iz
demek
gece’nin parmakları mülteci
üzerim soyunuk önemsiz entari serenatı
üşümüyorum
karlı havaların tangosunda
kaldırım taşları yakıcı dokunuyor saçlarıma
o yol
kız kulesine çıkıyor artık
ve
hatta
tarihin tozlu raflarında ürüyor izinsizce
arzularımın şahibeli ortağı
denizci kazağım martılara sığındı
beyaz değildi rengi
dev bir ihtilalin sesinde boyanmış ipliği
ağır yaralı soluğum
tennefüs vaktime uğra ışığı görmeden
ince belli bardağını özlüyorum
veya
böğürtlen çayında yıkanmak kirlenmenin tadı kayboldu
yahut
can yücelin beyitine yenilmek
şarabı anımsamak zarif küfürlerinde
sahile vuruyor eylül
sarımtırak sorguları kodese tıkıldı
zamanla unutulur sanma kokun yerleşti yoksulluğuma
görkemli şehrin
merkezi durağında boğuldu suretim
direklerine asıyorum şiirleri
uyaklara
sahte hatalara inat yayınlıyorum sabaha yakın
sürmanşet açlığım
okuma
kırılırsın
bağlanmıyorum erguvan mevsimine
damdaki kemancı gibi uykusuzum
detone oluyor tonum
gözlerin kıskanıyor belkide

incir kuşları isimsiz
kartvizitini çalmış siyahi kuzgun
o yol gibi
nüfustan silindi..
 lamour



 Top oynayan arkadaşlarını
minareden gördüğü
için acelecidir
ezan okuyan
çocuğun sesi

Sunay Akın




Eskiler...

Sabaha karşı mıydı bilmiyorum
yoksa akşamüstü müydü
belkide gece yarısı
bilmiyorum
girdi odama pencereler
perdeli perdesiz
ben basma perdeleri severim
ama tül perdeler de vardı
kara ustorlar da
ustorları çekip çekip bırakıyordum
bir daha inmez oldu kimisi
kimisi bir daha çıkamadı yukarı
ve camları kırık pencereler
elimi kestim
kimi camsızdı büsbütün
camsız pencereler içime dokunur
camsız gözlükler gibi
Pencereler
yağmur yağıyordu camlarınıza
kızıl saçları kederli uzun
ben alt dudağımda cıgaram
türkü söylüyordum içimden
yağmur sesini kendi sesimden çok severim
Pencereler
beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz
bir deniz mavi yüzük taşından
serçe parmağıma geçirdim usulcacık
üç kere öptüm ağlayarak
öpüp alnıma koydum üç kere
Pencereler
çıktım kırmızı velenseli yataktan
çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin
oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada
dışarda kar yağıyordu
ben kızamık çıkarıyordum
Pencereler
sabaha karşı mıydı bilmiyorum
belki de gece yarısı
bilmiyorum
odamın içindeydi yıldızlar
ve gece kelebekleri gibi
çırpınıyorlardı camlarınızda
ben onlara dokunmaktan çekinerek
açtım sizi pencereler
salıverdim yıldızları geceye
aydınlık sınırsız hür geceye
yapma ayların geçtiği geceye
kurtlar duruyor ayın altında
hasta aç kurtlar
kurtlar duruyor önünde pencerenin
kadife perdeleri kapasam da sımsıkı
ordadırlar bilirim
gözetliyorlar beni
Pencereler
düştüm bir pencereden
bir güzele bakarken
dünya halime güldü
güzel dönüp bakmadı
belki farkında değildi
Pencereler
pencereler
kırk evin penceresi odama girdi
ben oturdum birinin içine
sarkıttım ayaklarımı bulutlara
bahtiyarım
diyebilirdim belki
GÜZEL KIZIM

MUTLULUĞA KOŞAN ÇOCUK.HEP BÖYLE GÜL

HAYATA İZ SIRAKAN ANLAR...

6 Şubat 2013 Çarşamba



ÖZGÜRLÜK, SEN GÜZEL BİRŞEYSİN!!!
Silinsin izim, hiçliğim sokakta kalsın
Gölgemi yakın, bu dünya beni yok saysın
Emanet ettim bıraktığın her şeyi
Dedim siz susuz bırakmayın menekşeyi 

SEZEN AKSU

 
Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkesin içinde başka türlü ilerler.





EKMEK ASLANIN AĞZINDA

HAYATIMA RENK KTAN KIYMETLİM...

DENİZLER ÖTESİNDEN

Erişilmez doruklarında beyaz kar yığınlarıyla ve sisli, dumanlı başlarıyla yükselen KARLI DAĞLAR ARDINDA;

Sevdiklerinle mutlulaşan, sevmediklerinle pişmanlaşan ÖZLEM DOLU YILLARIN ÖBÜR UCUNDA;

TEK SEN VARSIN TÜRKİYEM.